Mendil Satmaktan Olimpiyatlara

Kent Haber

Yaşadığım şehirde yaklaşık bir aydır “dezavantajlı” öğrencilere haftasonları ücretsiz kayak kursu veriliyor. Üniversiteden hocaların “Bu şehir kayak için bu kadar elverişliyken bu çocuklara neden fırsat veremiyoruz” düşüncesiyle oluşturdukları bir proje bu. Maddi ya da manevi problemler yaşayan öğrenciler her hafta yepyeni kayaklarını alıp yüzlerinde kocaman gülümsemelerle vızır vızır kayak yapıyor! Türkiye’nin Sarıkamış, Palandöken, Uludağ, Davraz, Kartepe gibi tanınmış olan ve aslında birçok ilimizde de halk tarafından bilinse de adını duyuramamış olan küçük pistlerimiz varken kış olimpiyatlarında adımızın duyulması maalesef çok uzak bir ihtimal…

Bugün o çocuklarla birlikte kayak yaptık. Fotoğraf ekleyemiyorum çünkü 32 dişimizi göstere göstere kaymaktan fotoğraf makinesini almak için arabaya kadar gidemedim bir türlü… Çocukların (“Ya düşersem” korkusununu henüz yenememiş olan 1 tanesi hariç) hepsi öyle mutlu ve kaymayı başarabildiği için öyle gururluydu ki!

Keşke çocuklara daha çok fırsat yaratabilsek… Sokaklarda ziyan olan o çocukları yetenekleri doğrultusunda yönlendirebilsek…

>Yine Yol!

>Geçen hafta evde oturduk ya, dayanamadık bugün yine düşüyoruz yollara! Birazdan Trabzon’a gitmek üzere yola çıkacağız. Güzel bir balık yiyip, sahilde yürüyüş yapıp, temiz hava alıp yarın döneceğiz.

Herkese güzel bir haftasonu diliyorum!

>Kuzu Uçtu…

>

Haritada Tanzanya’ yı arıyorum, uçak bileti araştırıyorum, Klimanjaro için hangi rota daha iyi, otel bulamıyorum derken derken kuzucuğum bugün uçtu gitti… Yarın da önce Dar es Saalam’a sonra da Klimanjaro’ya doğru yola çıkacaklar…

Bu arada daha önce Tanzanya’daki iç hat uçak biletini almaya çalışırken vayama.com sitesini kullanmak zorunda kaldık (uçak firmasının web sitesinde bilet satılmıyor da =S). Vayama, kredi kartından 2.000tl para çekip, “your tickets cancelled” diye bir mail atıp üzerine de günlerce telefonlara cevap vermeyerek bize 5 gün boyunca ecel teri döktürdü. Neyse ki 4. günün akşamında bir görevli telefona cevap verdi ve “Siz bekleyin ve banka hesabınızı kontrol edin, biletinizi veremem ama paranın geri yatırılmasını kontrol edeceğim” dedi ve ertesi gün sorunu hallettiler.

 Her ne kadar endişeli olsam da çok güzel yerlere gidecekler, Afrika’nın en yüksek noktasına çıkacakalr, belgesellerde görüp “ne kadar da güzeller” dediğimiz hayvanları yakından görecekler, o yüzden bir yandan da gidebilme şansını yakaladıkları için çok seviniyorum… Kendime güvenebilsem ben de gitmek isterdim aslında ama o yüksekliğe dayanabileceğimi zannetmiyorum…

 Bir de Vodafone’a baktım da, telefon konuşmalarımızın dakikası 4,5 tl görünüyor. Gerçi Mısır için de öyle demişti Vodafone ama 30 saniye için 7 lira düşürmüştü kartımdan. Bir ara reklamlarda 1045 ekleyip arama yapmanın ne kadar hesaplı olduğundan bahsediyorlardı, kullanan ya da alternatif bir tavsiyesi olan var mı acaba??

>Mısır: Sharm el-Sheikh Sualtı Dünyası

>Mısır seyahatimizin en güzel yanı, hatta hayatımın en güzel saatlerinden bazılarını geçirdiğim yer Şarm el-Şeyh’in güzeller güzeli deniziydi.

Ben tek yıldız dalgıcım, eşim ise 3 yıldız. O yüzden Şarm’daki ilk günümüzde tüplü dalış yapmak için hemen bir tur ayarlamaya gittik. Eşim tur firmalarıyla konuşurken biz de hemen ön taraftaki denize girdik ve rüya görüyorum sandım! Aşağıdaki balıkların çoğu gözümün önünde salınıp duruyordu!

Neredeyse 30-40 santimlik derinlikten itibaren onlarca çeşit rengarenk balık ve rengarenk mercanların-sualtı bitkilerinin-süngerlerin arasında buldum kendimi. Renkler öyle güzeldi ve balıklar öyle çoktu ki hayatımın en büyüleyici anlarından birini yaşadığımı düşündüm… 1 metreden bile az bir derinlikte hayatımda gördüğüm en güzel manzarayı izledim…(Yazının sorundaki linke tıkladığınızda neler gördüğüm hakkında bir fikriniz olacak!)

Ertesi sabah dalış ekibiyle birlikte Tiran Adası’na doğru yola çıktık. Hırsızlık konusunda yaşadığımız korku nedeniyle makinemi yanıma alamadım ama önceki gün aldığımız kullanıp atılacak sualtı makinesi ile fotoğraf çektik. Fotoğraflarda renkler belli değil, onu da hayal gücünüze bırakıyorum =)

Yarısı siyah yarısı ise beyaz olan balıkları görünce “aaa beşiktaşlılar” dedim tabii ama sadece “gluk gluk guluuk” sesi çıktı =) 

Üstteki fotoğrafın alt taraftaki balığı fark ettiniz mi?

İkinci gün ise Ras Muhammed Milli Parkı’na dalışa gittik. Burada dalınan derinlik ilk günden daha fazlaydı ve ek olarak bir mağara dalışı yapıldı.

Şarm el-Şeyh, deniz altı güzellikleri ile, bence insanın ölmeden önce mutlaka görmesi gereken bir yer. Eğer hala ikna olmadıysanız ya da anlattığım güzellikleri gerçek bir makine ile çekmiş birinin rengarenk fotoğraflarını görmek isterseniz tıklayın =)

>Çiçek Bahçem

>

Eşim elinde pembe-mor kasımpatılarla gelince evde çiçek görmeyi ne kadar özlediğimi fark ettim… Demet halinde alınca zaten solup gidiyorlar, saksıda alıyorum ya minik bitki böcekleri yüzünden ya da şehirdışına çıkışlarımızda susuzluktan yine ölüyorlar… O yüzden bir süredir evde sadece yeşil yapraklı, çiçeksiz bitkiler vardı.

Ama bu güzellikleri kaçırmaya da gönlüm elvermedi. Önce Atatürk çiçeği geldi.

Sonra sarı kasımpatıları aldım.
Üniversiteden bir hocamız da bize bahçesinden koccamaaan bir demet kasımpatı göndermiş.
Anlayacağınız evimiz çiçek bahçesine döndü bugünlerde. Sonbahar mutsuzluğuna yakalananlar için iyi bir ilaç bu rengarenk güzellikler…