>Yamaçparaşütü Festivali

>Dağların arasında saklanmış bir şehirde, İstanbul’dan Ankara’dan kilometrelerce uzakta yaşamanın güzel yanları da var. Benim için bu şehrin en güzel yanı doğası, güzel havası ve özellikle kışın bakmaya doyamadığım dağ manzaraları. Doğa sporları için tam bir cennet, yıllar önce bu şehrin çehresini değiştirip sportif faaliyetleri destekleyen güzel insan gerçekten buraların kıymetini çok iyi bilmiş.

Şehrin dağcılık faaliyetlerini de yürüten grup haftasonu bir yamaç paraşütü festivali düzenledi. 

O gün festival şerefine güneş de yüzünü gösterdi.
Çocukların binmesi için atlar vardı, hatta sabah cirit de oynanmış ama biz geç kaldığımız için kaçırmışız.
İsteyenler ücretsiz olarak bungee jumping de yaptı, bense aşağıdan fotoğraflarını çekmekle yetindim:)

>Dünya Hayvanlar Günü

>

 Bugün 4 Ekim, yani “Dünya Hayvanlar Günü”. Bir gün içerisinde tüm kötü muamele gören, sevgisiz ve ilgisiz kalan, sokaklara atılan hayvanları kurtarmak mümkün değil belki. Yine de farkında olmayanların onları görmesini, ne durumda olduklarını bilmesini sağlasa ve herkesi olmasa da birkaç kişiyi bile harekete geçirse bile bu günün var olmasına değer.

Dünya Hayvanlar Günü için Migros tüm mamalarda ve kedi-köpek eşyaları %50 indirimli. Bu fırsattan yararlanıp gayet ucuz fiyatlara kedi köpek mamaları alıp barınaklara mali durumunuzu sarsmadan yardımda bulunabilir ya da ara sıra kapınızın önüne bırakabilirsiniz. Eğer onunla da uğraşamam diyorsanız bitmiş yoğurt kabınızı atmadan içine su koyup bir kenara bırakın. Çöpe atacağınız ekmekleri ıslatın ya da tavuk yedikten sonra çıkan kemikleri-derileri çöpün yanına bırakın. Özellikle havaların soğumaya başladığı bu günlerde onların da yağmurda ıslandığını, üşüdüğünü, yiyecek bulamadıklarında aç kaldıklarını hatırlayın.

Unutmayın, evinizde hayvan beslemek istemiyor olmanız onları sokaklara ve kaderlerine terk etmenizi gerektirmiyor. Onlar da bizim gibi bir can taşıyor, seviniyor, seviyor, üzülüyor, ağlıyor, rüya görüyor, acı çekiyor…

>TBS- Kenevirli Dudak Koruyucu

>Haftasonu Ankara’ya gittiğimizde dudaklarım sefil durumdaydı… Normalde en soğuk kış günlerinde bile kolay kolay kurumazlar ama haftasonu yırtık pırtık bir haldeydiler. Okulların başlamasının getirdiği gerginlik, haftalardır spora gitmemenin verdiği suçluluk, aylar sonra çok özlediğim Ankara’da olmanın verdiği heyecan birleşince farkında olmadan kemire kemire mahvetmişim zavallıcıkları…

O zavallılara bir çözüm bulmak için The Body Shop’ uğradım, şansıma kenevir serisinde bir alana ikicisi bedavaydı. Daha önce yazdığım şu yazıda kenevir serisininin body butter konusunda ne kadar etkili ve kötü kokulu olduğunu yazmıştım. Beni ancak kenevir kurtarır dedim, 12.90’a iki tane kenevirli dudak koruyucu kaptım.

Bütün seri gibi bu dudak koruyucu da güzel kokmaktan uzak. Kokusu bence aynı kır papatyasına benziyor, aynı acı ot kokusu. Ama bu defa koku beni rahatsız etmedi tam tersine papatyaları hatırlattığı için güzel geldi. Dudaklarımı hemen toparladı, beklediğimden çok daha iyi ve hızlı sonuç verdi. Kış için bir kenara koymak lazım, hem yuttuğumda içim rahat olacak kadar doğal hem de etkili. Üstelik kampanyadayken fiyatı da gayet güzel;)

>’Beşi Bir Yerde’m :))

>Hatırlıyor musunuz bilmiyorum ama bundan birkaç yıl önce, kekik-mate-biberiye-yeşil çay-funda otundan oluşan zayıflama çayı karışımı çok meşhur olmuştu. Aktarlarda kapış kapış bu beş bitki satılmış, fiyatları da tabii ki tavan yapmıştı. Haberlerde bile günlerce “mucizevi zayıflama çayı” diye günlerce çıkmıştı.

Ne de olsa her kadının sürekli verilecek 300-500 gramı ya da 3-5 kilosu vardır, onu da en güzeli sporla terleyerek ya da aç kalarak değil böyle mucizelerle vermektir 🙂

Meşhur “Beşi bir yerde” karışımı da her kilo verdiren mucize gibi yenisi çıkınca ününü kaybetti gitti 🙂 Yine de içindeki bitkilerin genel olarak metabolizmayı hızlandıran ve idrar söktüren etkileri olduğu bir gerçek.

Benim gibi böyle bitki çaylarını seven ama iş yerinde güzelce dememe imkanı olmayan ya da evde arada bir evdeyken üşenenler için sallama çaylar (tam tadı vermese de) güzel bir alternatif. Üstelik bu tür çayları karıştırma oranları da önemli ve bununla uğraşmak zorunda kalmıyorsunuz.

Dün markette Doğadan’ın “Beşi Bir Yerde” çayını görünce hemen aldım. Acaba meşhur olduğu zaman çıkmıştı da ben mi fark etmemiştim diye düşündüm ama üretim tarihinin Ağustos 2010 olması ve web sitelerinde de görünmemesi yeni çıktığını düşündürdü.

Tadı bence güzel, bitki çayları-kokuları konusunda hassas olanları bile rahatsız edeceğini zannetmiyorum.

Zaten düzenli olarak spor yapmaya çalışıyorum ve hayatım yediklerime sürekli dikkat ederek geçiyor… 3-5 gün sporu bırakıp çikolataya dadansam hooop kilo alıyorum çünkü. Eh, ben çaba gösterirken bir çay da arkadan bana destek çıksa, azıcık yardımcı olsa hiç de fena olmaz değil mi;)

>Pazar Gezmesi: Maçka

>

Ani bir kararla dün Maçka’ya gitmeye karar verdik, hem de motorsikletle! Özellikle de Zigana’daki yoğun sis yüzünden zor bir yolculuk oldu ama yine de güzel bir gün geçirmiş olduk:)
Trabzon’a giderken sağda gördüğünüz bol ve eski apartmanlı Maçka’ya aldanmayın, sağa sapın ve yolun devamındaki güzel manzaranın tadını çıkartın.
Biz de Maçka’nın ilerisindeki bir aile pansiyonunun yemyeşil bahçesinde oturup akan  suyun serinliğinin ve güzel sesinin keyfini çıkardık:)
                                      
 Trabzon’a gitmişken Marjo’nun blogunda bahsettiği Clinique markasının rimel değişim kampanyasını da bir sorayım dedim. İlk sorduğum yerde “Daha başlamadı” dediler. Diğer şehirlerde alan arkadaşlarım var deyince de “Yani başlamıştır belki ama biz daha veremiyoruz” cevabını aldım. Neyse ki ikinci sorduğum yerde tam olarak kampanyayı anlayamamış olmalarına rağmen yardımcı olup değişimi yaptılar:) Bitmek üzere olan Maybelline rimelimi verip Clinique’in deneme boyunu aldım. Rimel hakkındaki yorumumu ve boyutlarıyla ilgili fotoğrafları en kısa zamanda yazmaya çalışacağım.
Daha önce bloga yazmamıştım ama biz temmuz ayında arabamızı satmıştık, her yere motorla gidip geliyorduk. Sıcaklarda sorun olmuyor tabii ama artık bir araba almanın zamanı gelmişti. Trabzon’a gitmişken bize uygun gibi görünen Opel Astra’ya bir bakalım dedik veee almaya karar verip çıktık:)
Bu evlilik hayatımızda aldığımız ilk arabamız olacak 🙂 Bayramda tekrar Trabzon’a gidip arabayı alacağız. Hala gerçek gibi gelmiyor?.. Ama motorsiklet tepesinde kazık gibi oturmaktan ağrıyan omzum, kollarım, bacaklarım, boynum (…) kendini bir arabanın yumuşacık koltuklarına bırakmak için sabırsızlanıyor!