Bir Kutu Dolusu Tatil

Bu yaz tatile ne uçak ne de arabayla gittik, atladık motorumuza 3000km kadar yol yaptık. Eh, 30 günlük tatile dünya kadar eşya götürüyordum, motorla asla taşıyamayacağımız kadar çok! O eşyalar bizden önce kargoyla tatile çıktı, dönüşte de yine bir koliye sığışıp arkamızdan geldi.


İçinde güneş yağları, şortlar, sandaletler, bikiniler bulunan o rengarenk koli, şu anda koridorda açılmış ama boşaltılamamış halde duruyor… Eve döndüğümüzde de, okul tekrar başladığında da tatilin bittiğini bu kadar net görememişim…

Bu bitişi sindirip, tatili güzel anlarıyla tekrar hatırlayıp, “şimdi”ye konsantre olmaya gidiyorum, döneceğim 🙂

Resim

Reklamlar

Zirvedeydim!

Geçtiğimiz hafta katıdığımız dağcılık şenliğinde,

Bu manzaraya uyandım.

Çimenlere uzanıp huzurla bu manzarayı izledim.

Bu zirveye çıktım. (3549 m)

Zirveden mutlulukla baktığımda bu manzarayı gördüm.

Başarmanın verdiği mutlulukla burada uzanıp gülümsedim 🙂

Deniz tatili çok güzel ve yeri ayrı ama yaz sıcaklarında ilaç gibi gelen, hem sıcaklardan bunalan bedeni hem de bütün yıl çalışıp fazla ısınan ruhu serinleten dağ tatillerinin de yeri ayrı.

Not: Fotoğrafların büyük hallerini görmek için üzerlerine tıklamız yeterli 🙂

L’oreal Professionnel ile Saç Dopingi

 

“Her gün 2 saat havuzun kloruna maruz kalmaktan saçlarım yıpranacak” diye düşünmeye başlar başlamaz karşıma L’oreal Professionnel serisi, hem de çileğe göre bile ucuz fiyatlarla çıktı. Çıktı da, birkaç pürüz var:

* Saçlarım2 haftadır düzenli olarak klorda kalmasına rağmen henüz sağlıksız görünmüyorlar.

* L’orealin sadece kuaförlerde satılan bu serisinin daha önce hiçbir ürününü kullanmadım, genelde sitelerde iyi yorumlar okuyorum ama hiçbir işe yaramıyor diyenler de var. Ürünler hakkında fikri olan varsa, ses verse harika olur 🙂

*Alacağım yerde bana uygun olduğunu düşündüğüm serinin şampuanı hem 500ml hem de 1500ml olarak var. Hatta saç kremi de var. Buraya kadar güzel. Ama yorumlarda hep saç kremi ile değil maskeyle daha iyi sonuç alındığı yazılmış, alacağım yerde yıpranmış saçlar serisinin değil kuru ve cansız saçlar serisinin maskesi var.

 

 

 

Amaç saçlarımı bugünlerde klordan-havuz suyundan, gelecek ay içinde de deniz-kum-güneş etkisinden koruyup yıpranmasını engellemek. Yaz sonrasında da artık egzozdan, hava kirliliğinden birşeylerden korur 😀 O yüzden yıpranmış saçlar için olan Absolut Repair serisinin şampuanını almayı düşünüyorum. Ama bu serinin saç maskesi alacağım yerde yok, mantıklı tek alternatif de kuru ve hassas saçları besleyeceğini vaadeden Intense Repair serisinin maskesi.

Karar veremedim, şampuanı Absolut Repair (yıpranmış saçlar için), saç maskesini de Intense Repair (kuru ve cansız saçlar) serisinden alsam ürünlerin yapacağı etkiyi değiştirmiş olur muyum, iki farklı seriden ürünü birlikte kullanmak absürd mü olur?

 

Resim, resim , resim

“Neredesin Aslı?”

Birden internete girmeyi, dolayısıyla da burada ve twitterda yazmayı bırakınca sık sık bu soruyu duymaya başladım. Bu sorunun cevabı fazlasıyla kişisel ve zor, o yüzden artık dönmüş olduğuma göre nerelerde olduğumu ve neden buralarda olmadığımı geçip buralarda yokken neler olduğunu yazayım 🙂

Geçen süre içerisinde:

* Ankara’ya gittim, bol bol yüzüp gezdim.

* Tahran’ın Damları’nı, Ayşe Kulin’in Hayat ve Hüzün’ ünü okudum.

* Ailelerimizi ağırladım, evde ikiden fazla ses olmasının keyfini hatırladım.

* Gezinim’e Dubrovnik‘ i yazdım, fotoğraflara bakarken buralara gidebildiğim için ne kadar şanslı olduğumu düşündüm…

* Açık havada bol bol yürümeye çalıştım.

* Korkularımın üzerine gitmek için başkaları için manyakça ama benim için gerekli bir sürü şey yaptım. Antrenmanlarım devam ediyor 🙂

* Fotoğraf makineme küstüm, canım değil fotoğraf çekmek makinemi elime almak bile istemedi…

* Eşimin Tanzanya videolarını kendi çapımda montajladım, ortaya çıkana ben bile şaşırdım.

* Kaza yaptım 😦 Bir süredir arabasızım, belirsiz bir süre daha arabasız olacağım…

* Body Shop indiriminden yıl sonuna kadar yetecek yüz bakım ürünü depoladım!

* Bilgisayarımı değiştirdim, Bimeks’e sinir oldum :S

* Bir gün sabahın köründe uyanıp ani bir kararla kahkül kestim! Neyse ki şimdiye kadar kendim kestiğimi anlayan ya da beğenmeyen çıkmadı, hatta okuldaki kahküllü kız öğrenci sayısı patladı 😀
En çok da başım ağrıyana kadar düşündüm… Ne tam, ne eksik, ne doğru, ne yanlış, neyi istiyorum, neyi istemiyorum, neden öyle, neden böyle değil…

İşte böyle geçti zaman 🙂 Bakalım bundan sonrası nasıl devam edecek, ben de merak ediyorum…

(Resim buradan alındı)