Oje Kutum

Her ne kadar benzer renkleri almamaya, kurumaya yüz tutanları atıp kullanmadıklarımı arkadaşlarıma dağıtmaya çalışsam da 30 kadar ojem var. Oje de tam bir hastalık! Yeni çıkan renkler ve pahalı markaların ucuz alternatifleri daha da kolay aklımı çeliyor,  karşı koymaya çalışsam da bir anda oje çekmeceme katılıveriyor!

Sizi bilmem ama ben ojemi hep salonda eşimle tv izlerken sürüyorum. Yakın zamana kadar base coat, oje, genellikle bir şeffaf oje ve kurutucudan oluşan grup sürekli yatak odasından salona taşınıp duruyordu.

 

Markette Lipton’un hediye verdiği bu 6 gözlü kutuyu görünce “Acaba sık kullandığım renkleri bu kutuya yerleştirip salonda kamufle etsem nasıl olur?” diye düşündüm. Üstelik çekmeceye tabur tabur dizilmiş ojelerim de çekmecenin her açılıp kapanışında sağa sola savrulmaktan kurtulmuş olurdu…

Lipton poşet çaylar+ahşap kutu şeklindeki seti aldım, alırken de üzerindeki Lipton yazısını nasıl olsa dekupajla falan kaybederim diye kendimi kandırmayı unutmadım tabii 🙂

 

Sık kullandığım ojelerimi kutuya yerleştirip salona taşıdım, şimdi ojelerimi buradan çıkarıp sürüyorum, işim bitince kapağı kapatıp 60 sn boyunca (good to go sağolsun) ojemin kurumasını bekliyorum veee tırnaklarım hazır oluyor!

 

Ojelerini oraya buraya taşımaktan, ortalıkta dağınıklık oluşmasından bıkıp onları derli toplu saklamak için çözüm arayan varsa hala marketlerde satılan bu kutuyu tavsiye ederim 😉

 

Babişkoma Hediye Yaptım!

Bu yıl da yine bir “Ne hediye alsak ki?” karmaşası yaşadık ve iki babaya da eşimle takım birer tişört alıp ennnn kolay yoldan bu krizi atlatmış olduk. Ama babama azıcık ayrıcalık tanıyıp uzun zamandır aklımda olan çerçeveyi de yaptım ve pakete ekledim.

Genelde kız çocukları anneye benzer gibi bir kanı var ama ben babamın bıyıksız hali gibiyim:)) Şaka bir yana babamı gören hemen kızı olduğumu anlayabilir, o kadar benziyoruz. Bu benzerlik nedeniyle de yanak yanağa bir fotoğraf çekinip objektife aynı şekilde gülerek bu benzerliği kanıtlamaya çalışmıştık. Ben de o fotoğrafı bastırarak bu çerçeveye yerleştirip gönderdim.

Çerçeve IKEA da satılan ahşap çerçevelerden. Onu beyaza boyayıp bilgisayardan çıktı aldığım yazıyı transfer tutkalıyla yapıştırdım. Bıyık, prenses tacı ve kalpler de keçe. Kalpler gece 12den sonra yapıldığından mıdır yoksa kağıda kalp çizerken de mutlaka yamuk çizdiğimden midir bilmiyorum ama maalesef pek de muntazam olmadı… Gördüğünüz fotoğraf da yine gece karanlığında çekildi ve ertesi sabah yola çıktı:)

Ne de olsa babişkom o benim (çocuklukta babişko deyince öyle kalıyor:)), beğenir beğenir!!