2011’e Girerken Biz…

 Kırmızı mumlarımızı yaktık
Fındık-fıstık-cips ile şımaran bizim kızı iyice şımarttık
Az kalsın tombala bile oynayacaktık… Neyse ki sürpriz yapan bir dost sayesinde zaman çok hızlı aktı, sohbetin güzelliğinden 2011’e girdiğimizi bile 5-6 dakika sonra fark ettik…
2011 bana maalesef dilediğim gibi kar yağarak gelmedi… Ama o gün yüzüme birkaç tane de olsa kar tanesi düştü… Bu da bir işarettir değil mi? Hala umudum var, bu yıl birşeyler değişecek diye…

Ortaya Karışık

Son zamanlarda bloga pek yazmadım çünkü çoğu zaman hiç içimden gelmedi…Hani herkesin mutsuz ve herşeye karşı isteksiz hissettiği dönemler vardır ya, onlardan biri de bana misafir geldi.. Süpersonik bir PMS ile de birleşince iyice raydan çıktım, herşeye sinirlendim, ıvır zıvır için gözlerim doldu hemen…Bu ıvır zıvırın en büyüğü de arabanın önündeki sıyrık, güzel araba kullanıyorum diye gaza gelmişken çok içime oturdu o dökülen boya = (

Geçip giden bu depresif 2-3 haftada öğrencilerime yeterince yardımcı olamadım… Söz verdiğim halde Gezinim’e ekleyeceğim yazıyı (başladığım halde bir türlü tamamlayamadım) yazamadım… Arkadaşlarıma yapacağıma söz verdiğim birkaç takı vardı hala yapmadım… Laboratuarı yeniden düzenlemem lazım, sürekli erteliyorum…Yapıl(a)mayan bir sürü şey birikti…

Silkelenip kendime gelmem lazım!!! 2011’e böyle basık ve depresif girmek istemiyorum!!!

Zürefanın Düşkünü

Son günlerde sınıfta çocuklarla müzik dinliyoruz, çoğumuz grip olduğu için de Barış Manço’nun Nane Limon Kabuğu en çok istek alan şarkılardan.

Şarkı güzel de, ne zamandır kafamda soru işaret oluşturan “Zürefanın düşkünü beyaz giyer kış günü” atasözünü ve zürefanın ne olduğunu araştırmak şart olmuştu. Öğrendim rahatladım. Siz de merak ediyorsanız öğrenin rahatlayın efendim:)

Zürefanın düşkünü beyaz giyer kış günü atasözünün anlamına baktığımda “Daha önce iyi bir durumda olan kişi bu konumunu kaybettiğinde uygun olmayan, yersiz davranışlarda bulunur.” olduğunu gördüm.


Peki zürefa neymiş? Nazikler, kibarlar anlamına geliyormuş. 


Neyse ki http://www.tdk.gov.tr var!

Ah O Muhabbet…

Bu çerçevelenmiş işleme, yazın gittiğimiz Ayvalık Mutluköy’deki güzel kır lokantasında karşıma çıkmıştı. Kim bilir kaç yıl önce işlenmiş, çerçevelenmiş ve oradaki küçük hatıra evine asılmış.

İşlemeyi görünce çok üzülmüştüm. Gözümün önüne bunu emek emek işleyen, söylemek istediği güzel bir söz olan ama o sözü yanlışlıklarla dolu olarak işlediği için ortaya güzelden ziyade acıklı bir ürün çıkartan bir kız geldi…

Bugünlerde aklıma sık sık bu tablo geliyor, o muhabbeti bütün çevremle kaybettim sanki… Canım kimseyle konuşmak istemiyor, konuşmam gerektiğinde de kelimeler karmakarışık bir çorbaya dönüyor. Aklımdan geçeni doğru kelimlerle söyleyebilmek için kıvranıyorum resmen…

Mevsim geçişindendir diye düşünmek istiyorum. Kısa zamanda geçip gidecektir diye…

Bu Bayram…

Bu bayram sabahı, bayram için aldığım yeni kıyafetleri giyme heyecanı yok.

Bu bayram sabahı, ailecek bayram kahvaltısı yok.

Bu bayram, kolonyamız ve çikolatalarımız yok.

Bu bayram misafirler için baklavamız böreğimiz yok.
Bu bayram sabahı eşim iş yerinde, ailem başka bir şehirde olacak.
Benim gibi yalnız olacaklara da, bayramı ailesiyle bayram gibi geçireceklere de, bayramlarını tatil olarak değerlendirmeyi seçenlere de şimdiden
MUTLU BAYRAMLAR…